AİLE İÇİ ŞİDDETİ ÖNLEMEYE DÖNÜK TEDBİRLER

20 Nisan 2020 | Haberler

Koronavirüsle mücadelemiz sürüyor. Şu an kadın-erkek hepimizin ortak mücadelesi yaşamak ve yaşatmak içindir. Ortak önceliğimiz sağlıktır. İnsanlık bu virüsü bilimle, disiplinle, dayanışmayla yenecektir.


Devletçe ve milletçe zorlukların üstesinden geleceğiz. Üstelik şanslıyız! Çünkü Türkiye’de büyüklerimiz huzurevlerinde ölüme terk edilmiyor, doktorlar çöp torbalarıyla korunmuyor, maske savaşları yaşanmıyor, yağmaya karşı silah depolanmıyor. Polisimiz, jandarmamız, gençlerimiz büyüklerimizin yardımına koşuyor, kadınlarımız sağlık çalışanları için maske dikiyor, sağlık çalışanlarımız adını bile bilmediği kişiler için kahramanca en ön cephede ölümü göze alıyor. Dayanışmacı ve paylaşmacı Türk kültürünün değeri anlaşılıyor.


Salgınla mücadele ederken; ertelenemeyecek ve ihmal edilemeyecek başka sorunlarla da karşı karşıyayız. Karantina döneminde kadınlar aleyhine gelişen ya da gelişmesi öngörülen durumları gündeme getirmek zorundayız. Bu sorunları çözecek adımların atılması, milli birliğin ve seferberlik ruhunun pekişmesine hizmet edecektir. Kadınlara ise sağlıklı, özgür ve eşit bir hayat sunacaktır. Böylesi kriz dönemlerinde sorunları çözeceğine inanacağımız, ihtiyaçlarımızı bilen ve zamanında müdahale edeceğine güveneceğimiz güçlü bir siyasi iradenin varlığı önemlidir.


İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün açıklamasına göre; Mart ayında geçtiğimiz yıla oranla aile içi şiddet %38,2 artış göstermiştir. (https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/koronavirus-gunlerinde-asayis-suclari-azaldi-aile-ici-siddet-artti/1793263) Şiddet mağduru olan herkesin kolluğa başvurmadığı ayrıca bilinmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kadına karşı şiddetin azımsanamayacak boyutta olduğu ve bu şiddetin önemli bir kısmının aile içinde çoğu zaman müşterek hanede yaşandığı bir gerçekliktir. Covid-19 virüsü ile mücadelede mümkün olan tüm kesimlerin evlerinde kalması ve zaruri ihtiyaçlar haricinde dışarı çıkılmamasının en temel önlem olduğu, mecburi bazı yasaklarla da desteklendiği pandemi döneminde aile içi şiddet vakalarının bu dönemin uzunluğuyla orantılı olarak artış göstermesi olasıdır. Zaten şiddet olan evde şiddetin artma eğilimi olabileceği gibi aşağıda da belirteceğimiz bazı yeni vakalar ve riskler oluşması beklenmelidir.


1- Aile içi şiddeti etkileyecek en önemli konulardan biri ekonomik kayıplar ve belirsizliğin yaratacağı bunalım olacaktır. Ücretsiz izinler, işten çıkarmalar, işyerlerinin kapanması, ne zaman biteceği ve nasıl bir yıkım yaratacağı belli olmayan ekonomik sorunlar şiddeti tetikleyebilir.


2- İlkbaharda bazı psikiyatrik hastalıkların nüks etmesi olasılığı bulunmaktadır. Bu hastalıklarda zaman zaman öfke patlamaları ve şiddet eğilimi görülebilir. Tanısı konmuş vakaların psikiyatrik tedavi hizmetlerine ulaşmasının sağlanması önemlidir. İlk atak vakalarda bunun tedavi edilebilir psikiyatrik bir bozukluktan kaynaklanabileceği düşünülmezse, yardım arayışı da gecikebilecektir. Antisosyal kişilik bozukluğu, dürtü kontrol bozukluğu, davranım bozukluğu gibi durumlarda her zaman şiddet eğilimi bulunmaktadır. Bu kişiler fiziksel hareketin kısıtlandığı bu dönemde şiddet eğilimlerini sadece ev içinde açığa çıkaracakları için ev içi şiddette artma beklenebilir.


3- 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un uygulanmasında karşılaşılabilecek sorunlar şiddet mağdurunun korunmasını ve şiddeti azaltmayı zorlaştırabilir. Kadın örgütlerinin talebi bu sorunların tespiti ve belirsizliklerin giderilmesi iken; HSK’nın 30 Mart tarihli COVID-19 Kapsamında İlave Tedbirler genelgesinin 10. maddesinde yer alan “6284 Sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarının yükümlülerin korona virüs kapsamında sağlığını tehdit etmeyecek şekilde değerlendirilmesi gerektiği” yönündeki karar yetersiz kalmıştır.

6284 başvurularında karşılaşılabilecek bazı olası sorunlar ise şunlardır;

-Adliyelerde faaliyetlerin yavaşlaması, hâkimlerin idari izne çıkartılması ve / veya her birimden yeterince nöbetçi mahkeme ve Cumhuriyet savcısı uygulaması yapılmak suretiyle geri kalan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının UYAP imkânlarından faydalanarak evde çalışmalarının temini yönündeki karar işleyişi yavaşlatabilecektir. Avukatların bazen uzaklaştırma kararı ya da bir takım daha ileri önlemleri alabilmek için imkânlar ölçüsünde hâkimlerle yüz yüze görüşerek süreci hızlandırmaya çalıştıkları olmaktadır.


-65 yaşın üzerindeki bireyler hakkında uzaklaştırma kararı verilmesi ayrıca duraksama yaratabilecektir
-Alınan tedbir kararlarının şiddet uygulayan tarafından ihlali durumunda zorlama hapsi kararının verilmesinde tereddütler yaşanabilir.

-Şiddet gören kadınların sığınağa yerleştirilmesi talepleri sağlık önlemleri ileri sürülerek karşılanmayabilir.


-Şiddet mağdurunun genellikle ilk başvuru yeri olan kolluk kuvvetlerinin mevcut salgın nedeniyle üzerinde ciddi bir ek yük bulunması çeşitli gecikme ve aksamalara yol açabilir.


-Özellikle şiddet uygulayan ile aynı evi kullanması halinde ihbar ve yardım çağrısı için ilgili makamlara ulaşmak dahi şiddet tehdidi altındaki bir kadın için bu dönemde daha zor olabilir.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ


Aile içi şiddet ve kadına yönelik şiddetle mücadelede iki temel yöntem bulunmaktadır. Birincisi şiddet mağdurunu korumaya dönük yasal önlemler, ikincisi ise şiddet eğilimini azaltmaya ve şiddeti doğuran sebepleri ortadan kaldırmaya yoğunlaşan köklü çözümler. Kadına şiddetin artmasında elverişli zemin yarattığı kabul edilen karantina dönemini, topluma doğru mesajların verilmesinde de elverişli hale getirmek mümkündür! Çözümlerimiz iki yöntemi de kapsamaktadır.


1- Ekonomik krize tek çözüm üretim devrimidir. Vatan Partisi’nin Üretim Devrimi Programı, Milli Direnme Ekonomisi Programı ve Vatan Partisi İşçi-Sendika Bürosu’nun hazırladığı 37 maddelik Çözüm Paketi zorlukları aşmanın ve refaha kavuşmanın yol haritasıdır. Çalışma hayatındaki geleneksel yaklaşımlar ve ev içi bakım sorumluluklarının etkisiyle ekonomik krizden en çok etkilenen kesim kadınlardır. Şiddete yol açması beklenen ekonomik zorluklarla mücadele önceliğimiz olmalıdır. Üstelik derinleşen ekonomik krizin kadınlar için tek sonucu şiddeti doğurması olmayacaktır. Salgın dönemi bittiğinde artan kadın işsizliği tablosu ile karşı karşıya kalabiliriz. Bu nedenle üretimi ve istihdamı esas alan programımız kadınlar için yegâne reçetedir.

2- Televizyonlardan başlayarak kitle iletişim araçlarının tamamında aile içi dayanışmanın, sevgi ve saygının, eşitliğin, çağdaş rol dağılımının önemini vurgulayan yayınlar yapılmalıdır. Şiddet medya eliyle sürekli yeniden üretilmiştir. Aile içinde bin bir türlü entrikanın çevrildiği, güçsüz kadınlar ve güçlü erkeklerden oluşan, takıntının ve sapkınlığın aşk olarak sunulduğu, şiddetin meşrulaştırıldığı diziler; seviyesiz kavgaların reyting getirdiği, başkasını aşağılamanın marifet sayıldığı, moda adı altında sınırsız tüketimin pompalandığı gündüz kuşağı programları; kadınların siyaset dışı bırakıldığı tartışma programları…Şimdi bu durumu tersine çevirmek zamanıdır. Şiddet üretme merkezi haline gelen araçlar şiddeti önlemede bir eğitim silahına dönüştürülmelidir.

3- Televizyonlarda, radyolarda, gazetelerde, digital platformlarda kültür-sanat yayınları yapılması da tavsiye edilmeli, yoz kültürün izleri silinerek güzelliklerden beslenmenin önü açılmalıdır.

4- Tıpkı “Evde Kal” videolarında olduğu gibi toplumun beğenisini kazanmış isimlerle kamu spotları hazırlanmalıdır. Kamu spotları hem şiddeti önlemeye dönük davranış değişiklikleri yaratmaya hem de şiddetten korunma yollarını anlatmaya dönük olmalıdır.

5- Toplumsal cinsiyet eşitliğini içselleştirmek küçük yaşlardan itibaren alınacak eğitimle mümkündür. Milli Eğitim Bakanlığı öğrencilere aile içi sağlıklı ilişkileri işleyen kompozisyon, resim yarışmaları, beste yarışmaları gibi yaratıcı ödevler vermeli, kadın-erkek eşitliği müfredatta uygun biçimde yer almalı, EBA TV üzerinden ailelerle yapılan çalışmalarda bu konuda teşvik edici olunmalıdır.

6- Sayın Cumhurbaşkanımız, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı başta olmak üzere bütün bakanlarımız, bütün siyasi parti temsilcilerimiz şiddeti yaratan iklimi yok edecek konuşmalar yapmalı, bataklığı kurutacak kampanyalara önderlik etmelidir.

7- Akıllı telefonlar üzerinden hızlı ihbarda bulunma olanağı sunan Kadın Destek Uygulaması (KADES) yaygın biçimde duyurulmalıdır.

8- Salgının yarattığı bunalımı hafifletmek için sosyal ve psikolojik destek hatları kurulmalıdır.

9- Yalnızca aile içi şiddete yönelik özel bir ihbar hattı belirlenmeli, yeterli sayı ve nitelikte çağrı merkezi elemanı ile donatılmalı, kollukla çok sıkı irtibatı sağlanmalıdır.

10- 6284 Sayılı Kanunun temel amacı kadının yaşam hakkını korumaktır. Korona önlemleri öne sürülerek dahi olsa kadının can güvenliği açısından elzem olan koruyucu ve önleyici tedbirlerin alınmasından taviz verilmemelidir. Olası sakıncalar ve engeller değerlendirilerek kadına yönelik şiddet başvurularına ilişkin ayrı bir önlemler demeti geliştirilmelidir. Şiddet uygulayanın barınma sorunu yaşayacak olması durumunda, yataklı öfke kontrol merkezine yönlendirilmesi hem sorunun çözümü hem de rehabilitasyonun sağlanması açısından önemlidir. Pilot uygulama aşamasında kalan yataklı öfke kontrol merkezinin sayısı boşalan yurtlarla geçici olarak artırılabilir, iyileştirme hizmeti verecek gönüllü uzmanlar kısa sürede bulunabilir.

İçişleri Bakanlığımızın açıklamasına göre geçtiğimiz yılın ilk üç ayına oranla bu yılın ilk iç ayında kadın cinayetleri %22 oranında azalmıştır. Bu veri, kadına şiddeti önleme konusunda özellikle hukuki alandaki mücadelenin sonuç vermeye başladığını göstermektedir. Bu mücadele topyekûn seferberlikle tavizsiz biçimde sürdürülmelidir.

Bağlantılar