BABACAN’IN ÇIRPINIŞLARI

27 Nisan 2021 | Meltem Ayvalı

Erdoğan’ı devirmek için muhalefeti destekleyeceğini söyleyen Biden’ın ABD Başkanı seçilmesinin ardından muhalefeti bir heyecandır sardı gidiyor. O kadar ki, Türkiye’den ilk tebrik mesajını CHP lideri yayınlayarak stratejik müttefiklik ilişkilerine dikkat çekti. 15 Temmuz’u tezgâhlayan, PKK’yı besleyip büyüten, Doğu Akdeniz’de hak ve menfaatlerimize göz diken ABD’den stratejik müttefik yaratmaya çalışanların Türkiye’yi yönetemeyeceği gerçeği bir kenarda dursun, dışarıdan demokrasi dilenme acizliğine bile şahit olduk. 

Muhalefetin iştahı öylesine kabardı ki işi Türk ordusunu satılık ilan etmeye vardırdılar. CHP milletvekilinin sözlerine ne CHP Genel Merkezinden ne “milliyetçi” İyi Parti’den tepki geldi. CHP ve İyi Parti’nin ordu karşıtı ilk ve tek açıklamaları elbette ki bu değil, yine de insan kendini “bu kadar da olmaz” demekten alıkoyamıyor. Kendi seçmenlerini de kapsayan Türk milletinin ezici çoğunluğunun, gözbebeğimiz TSK’ya dil uzatılmasına razı gelmeyeceği bilinmesine rağmen bu pervasızlığın sebebi nedir? Öyle görünüyor ki, adında millet olan ittifakın milletle bir ilgisi, milletten bir beklentisi kalmamıştır. Onlar için iktidarın kaynağı yalnız ve ancak halk değil, Batı’dır. Biden’ın temsil ettiği hasta sistemin Türkiye’de iktidarı belirleme yeteneğinin kalmadığını hatırlatmak gerekiyor, beklenti içinde olanların sukutu hayale uğramaları kaçınılmaz görünüyor. 

BATICI İTTİFAKIN YENİ GÜNDEMİ

ABD’ye bel bağlamak, Biden’ın yıllarca yöneticiliğini yaptığı ve Türkiye’nin önümüzdeki on yılını kontrol etmeyi hedefleyen Rand senaryolarında gönüllü olmayı gerektiriyor. Bu senaryoların önemli bir bölümünü Türkiye gemisini hedef almak, özellikle de Vatan Partisi’ne saldırmak oluşturuyor. 

Son dönemde muhalefet partileri arasında ziyaret trafiği sıklaştı, ikili görüşmelerde Vatan Partisi’nin konuşulduğunu basına yapılan açıklamalardan anlıyoruz. 

Millet İttifakı’nın bileşeni gibi davranan Gelecek ve Deva partilerini Vatan Partisi’ne saldırıların ön cephesinde görüyoruz. Zaten Kemal Kılıçdaroğlu yeni kurulan partilerle yani eski Ak Parti ile yüzde 99 aynı olduklarını ifade etmişti.

Davutoğlu’nun hezeyanları herkesin malumu. Yatıyor Vatan Partisi, kalkıyor Vatan Partisi. Bu hafta ise Amerikancılık yarışında birinciliği Babacan kaptı. Partisinin Muş, Samsun ve Çankırı il kongrelerinde “rotayı çizen küçük ortak” deyip durdu. Yetmedi, kesmedi; 7 Aralık’ta sosyal medya hesabından mesaj yayınladı: “28 Şubat döneminde büyük bir zulüm görmüştük. İktidar şimdi bir hava oluşturmaya çalışıyor. ‘Biz gidersek o yasaklar tekrar gelebilir’ diyor. Bunu iddia eden büyük ortak samimiyse 28 Şubat zihniyetinde olan küçüğün de küçüğü ortağı gemiden indirsin hele.”

BAĞIMSIZLIKÇI SİYASETLERİN KALESİ

Dediğimiz gibi, amaçları Türkiye gemisini zayıflatmak. 

Yadırgamıyoruz; ülkemizde bağımsızlıkçı siyasetlerin güçlenmesini engellemek istiyorsanız saldıracağınız ilk yer Vatan Partisi’dir. Doğu Akdeniz başta olmak üzere dış tehditlere göğüs gerecek birlikteliği önlemek istiyorsanız saldıracağınız ilk yer Vatan Partisi’dir. Avrasya ile işbirliğini, komşularla dostluğu ve ülkemizin ittifak potansiyelini yok etmek istiyorsanız saldıracağınız ilk yer Vatan Partisi’dir. Dilenme ve borçlanma politikaları sürsün dileğiyle Üretim Devrimini baltalamak istiyorsanız saldıracağınız ilk yer Vatan Partisi’dir. Türkiye’yi Atatürk Devrimi rotasından döndürmek istiyorsanız saldıracağınız ilk yer Vatan Partisi’dir. İşin özü; Vatan Partisi programı, kadroları ve birleştirici gücüyle anahtar roldedir. 

Deva Partisi’nin programında ise siyasi, ekonomik ve kültürel olarak emperyalizmle işbirliğinin ve bağımlılığının sürdürülmesinden başka bir şey yer almamaktadır. Babacan’a göre; ABD stratejik ortak, S-400’ler sakıncalı, NATO güçlendirilmeli, savunma sanayisi özelleştirilmeli, zorunlu askerlik kaldırılmalı, açılım süreci devam etmeli, kamu müdahalesinden vazgeçilmeli ve serbest piyasa ekonomisi sürdürülmeli… E o zaman Vatan Partisi’ne saldırmasın da ne yapsın? 

KAÇINILMAZ BAŞARISIZLIK

Saldırsın, saldırsın da nafiledir. Milli kuvvetler arasına nifak sokulamayacak, suni ayrışmalar yaratılamayacak, Türkiye yolundan dönmeyecektir. 

Babacan, Davutoğlu, Akşener ve diğerlerinin “küçük ortak” tekerlemesi Vatan Partisi’nin büyüklüğündendir. 

BAĞIRMAKLA OLMUYOR

Vatan Partisi “küçük ortak” ile tatmin olmayıp “küçük küçük küçük ortak” naraları atanlara gülüp geçecek kadar büyüktür. 

Haber Global yayınında Bahadır Erdem’i görmediniz mi? 

Tosuncuk saçmalıklarıyla vatan savaşını zaafa uğratıyorsunuz deniliyor, cevap yok. Bağırış çağırış var. 

Muhalefetin heyecanı yalnızca grup toplantılarındaki saldırgan ve kışkırtıcı konuşmalarına yansımıyor. Tartışma programlarında da saygı sınırlarını zorlayan şovları izliyoruz. Bir yönüyle iyi oluyor, maskeler düşüyor.

Olgular ortada. İyi Parti tosuncuklarınızı gönderin çıkışıyla Afrin’deki Mehmetçiğimizin moralini bozuyor, TSK satılıktır çamuruna sessiz kalıyor, HDP’yi Kürt siyasi hareketinin temsilcisi olarak görüyor, bölücü anayasa için HDP’nin masasına oturuyor, Demirtaş ile kahvaltı planlıyor… Liste uzun, yerimiz dar. Bunlardan rahatsızsanız ya partinizi değiştirmeye çalışırsınız ya da istifa edersiniz. Yok değilseniz, kusura bakmayın burada bir vatanseverlik sorunu vardır ve birileri bunu söylemek zorundadır. Konu sinir krizleriyle kapatılacak kadar basit değildir. 

Sahi; Leyla Zana’sız barışı düşleyemeyen, Anayasadaki Türk ifadesinin herkesi temsil etmediğini FETÖ’nün kanalında savunan, BDP’nin meclise girmesini demokrasi adına büyük bir kazanç olarak değerlendiren ve bu fikirlerinin değiştiğine dair herhangi bir açıklama yapmayan Erdem’in vatanseverlik hassasiyetleri size de garip gelmiyor mu?

Neyse ki değerli profesörümüz programdan iki gün sonra Fox TV’ye konuk olarak mükâfatını aldı. Parlatılmaya değer olduğunu kanıtladı.

Bağlantılar