BACIYAN-I RUM TEŞKİLATI ÜZERİNE BİR DENEME

8 Kasım 2021 | SERBEST KÜRSÜ

Jale YATBAZ yazdı…

                                   

                            

GİRİŞ

Kadim uygarlıkların mirasçısı olan  ülkelerde  toplumsal düşünce ve eylemin bu gününün o kadim  zamanlardan kök aldığını  görürüz.Bu bakış açısından dünyada henüz “KADIN HAREKETİ” kavramı bile yokken Anadolu coğrafyasında sosyal,ticari, ekonomik, askeri, kültürel alanlarda örgütlenmiş bir kadın hareketinin varlığını görmekteyiz. Baciyân-ı Rûm (Anadolu Bacıları/Anadolu Kadınları) * adlı bu örgüt Ahilik kuruluşunun kadınlar kolu olarak kabul edilmektedir. Bu konuya ait kaynakların, çok sağlam değerlendirmeler yapmak için oldukça sınırlı olduğu bir çok araştırmacı tarafından dile getirilmekle birlikte, mevcut çalışmalar bu örgütü tanımak için yeterli durumdadır.

Başlarken yapabileceğimiz genel değerlendirme, Bacıyân-ı Rûm Teşkilatı’nı Ahîliğin kadınlar kolu olarak değerlendiren Mikâil Bayram’ın çalışmasına dayanıyor. Bayram, bacıların faaliyetlerini; örgücülük-dokumacılık, misafir ağırlama, askeri faaliyetler olarak belirlemiştir.(1)

* Burada kullanılan “Rum” sözcüğü Anadolu anlamındadır.18.Yüzyıla kadar da bu sözcük Anadolu anlamında kullanılmıştır.Özellikle Müslüman Ortadoğu halkları tarih boyunca Anadolu’ya “Diyar-ı Rum” yani “Roma diyarı”demişlerdir. Sözcük 18. Yüzyıldan sonra etnik anlamda kullanılmaya başlanmıştır.

Aşıkpaşazade’ye göre ise Anadolu’ya gelen 4 grup vardır. Gaziyan-ı Rum (Anadolu Gazileri),  Ahiyan-ı Rum (Anadolu Ahileri),  Abdalan-ı Rum ( Anadolu Abdalları) ve de Bacıyan-ı Rum’dur (Anadolu Bacıları). Anadolu Selçuklular zamanında  bu hanımlararası teşkilat “Fakiregan” diye de anılıyordu. Fakat  teşkilata mensup olan  bu kız ve kadınlar birbirine  “Bacı” diye hitap ettikleri için, bu kadın ve kızların teşkilatı daha yaygın olarak “Baciyan” olarak anılmaktadır. Keza aynı biçimde  İbn-i Batuta, Fuat Köprülü, Zeki Velidi Togan gibi araştırmacılar da Baciyân-ı Rum’a ilişkin olumlu ya da olumsuz  görüşler ileri sürmüşlerdir.

 Daha 13. Yüzyılda  kendi işyerlerinde üretim yapabilen, ara      mal imâl edebilen, ürettiklerini kendi pazarlarında  satabilen sosyal, askeri, kültürel konularda dayanışma sağlayan Bacıyân-ı Rum  örgütü, aynı zamanda  dünyanın ilk kooperatifi de sayılmaktadır.

Oysa  Avrupa’da emek yoğun işlerde ucuz içgücü olarak yararlanılan kadınların ilk  örgütü  de ancak 19. yüzyılla birlikte mümkün olacaktır:  Lowell Kadın İş Reform Örgütü / LFLRA –Ocak 1845(2)

Türk kadının batılı kadından 600 yıl önce dünya çapında bir örgüt kurmuş olması ve bu örgütün özelliklerinin günümüzde bir kaç akademisyen ya da konunun bazı  meraklıları dışında bilinmemesinin  dünya kadın tarihi açısından bir eksiklik olduğunun önemini vurgulamak gerekmektedir. Türk kadınının dünya kadın tarihi içindeki yerine dikkat çekmek ve bu konudaki araştırmalara yol açmak, bu ülkede yaşayan tüm kadınların ilgisini çekmek gereklidir. Çünkü, Atatürk’ün dediği gibi:

” Dünyada her şey kadının eseridir. Kadınlarımız eğer milletin gerçek anası olmak istiyorlarsa, erkeklerimizden çok daha aydın ve faziletli olmaya çalışmalıdırlar.”

Batılılar bile,  1200’lü yıllarda kadınların böyle bir örgütlenme kurabilmesini  o kadar imkânsız görmektedir  ki “Bâciyân”  sözcüğünün yazım hatası olabileceğini, doğu bilimci Alman Franz Taeschner bunun aslının “Hâciyân-ı Rûm” veya “Bahşiyân-ı Rûm” olabileceğini ileri sürmüştür.Buna Karşılık 14. yüzyılın ikinci yarısında Anadolu’yu dolaşan Alman gezgin Joannes Schiltberger’in, “Türkmen kadınları da atla savaşır, ok atar ve yay kullanır, tıpkı erkekleri gibi. Kadınlar ne zaman savaşa giderlerse bir yanlarına kılıç, öbür yanlarına da yay bağlarlardı” ifadesi ve  XV. yüzyıl başında Anadolu’dan geçen Fransız Bertrandon de la Broquière adlı  seyyahın, Dulkadıroğulları Beyliği’nin silâhlı erkek ve kadınlardan oluşan bir Türkmen kuvvetine sahip olduğunu söylemesi, Anadolu’nun  kadın cengaverleri olduğunu kanıtlamaktadır. Bunların  Baciyân-ı Rum Kadınları olması muhtemeldir.

                BACİYÂN-I RÛM’UN KURULUŞU

Bacıyân- ı Rûm ‘un  Ahi Teşkilatı’nın kadın kolları olduğu yaklaşımından hareketle,önce  AHİLİK teşkilatı ile igili açıklama  yapmak gerekir. Ahilik Örgütü, Horasan’dan Anadolu’ya göç eden göçebe Türkmen zümrelerin, yerleşik hayata geçmesiyle beraber, sosyal ve iktisadi zorunlulukların bir sonucu olarak Batınî ve Bektaşî ideoloji ile Fütüvvet ilkeleri** temelinde çeşitli sanat kollarına mensup insanların kurmuş olduğu, Anadolu’da ekonomik, askeri, sosyal ve siyasi faaliyetleri bulunan bir organizasyondur.(3)

** Fütüvvet, yiğitlik anlamına meslekî bir organizasyon; meslek teşkilatı olarak gelmektedir. Tasavvufî yönü olan bir meslek teşkilatıdır.

Ahi Evran tarafından kurulan ahilik kurumu, günümüzde dahi eşine rastlanılmayan muazzam bir sistemle, ahiliğe bağlı üyelere mesleki eğitim vermenin yanı sıra, sosyal yardımlaşma fonksiyonu da yerine getirmekteydi. Ahilik teşkilatı Türk toplumuna mal edilmiş, ilkeleri ahlâki değerler üzerine kurulmuş bir sistem olmakla birlikte millî birlik ve beraberlik ruhuyla işleyen devasa bir mekanizma örneğidir. Bu kurum esnaf teşkilatı olarak üyelerine gerekli eğitimler vererek, üretilen malın miktarındansa kalitesine odaklanan bir anlayışa sahiptir.(4)

11. yy.dan başlayıp 500 yıl boyunca  irili ufaklı göçlerle Anadoluya akan  Türkmen göçüyle  kurulan Türk beylikleri,  ahilik teşkilatının tüm ilkelerini, sistemini  yerleştikleri coğrafyaya  benimsetirken, aynı şekilde  kültürel bir  iz  olarak görebileceğimiz üzere, aynı çalışma sistemini kadınlar için de uygulamışlardır.

Baciyân-ı Rûm, ilk kez Kayseri’de Ahi orgütünün debbağları (deri tabaklayıcıları) nın derilerden elde ettikleri yünleri örmek için  Külah-duzlar (örgücüler) çarşısındaki kendi atölyelerinde kurulmuştur. Örgüt buradan bütün Anadolu’ya yayılmıştır.

Ahiligin kurucusu Ahi Evran***, Bacıyân-ı Rûm’un kurucusu da Ahi Evran’ın eşi Fatma Bacı’dır.

*** Ahi Evran’ın  Mikail Bayram’ın çalışmasında “Nasreddin Hoca” olduğu belirtilmektedir.  http://turkoloji.cu.edu.tr/GENEL/bayram.pdf

Baciyân-ı Rûm kadınlarının savaşçı nitelikleri, tüm araştırmacıların üzerinde anlaştıkları bir konudur.

                  BACİYÂN-I RÛM’UN HİZMETLERİ

 Anadolu’nun türkleşmesi için katkılarda bulunan Baciyân-ı Rûm; 1-Gerektiğinde düşmanlara karşı vatan savunmasında eşleriyle beraber savaşmış, gerektiğinde mücadelesine yardımcı olmuş;

 2-Kültürden sanata, sosyal hayattan ekonomik alana kadar birçok noktada kadınların gelişmesine destek vermis;

3-Baciyân-ı Rûm teşkilatına mensup hanımlara özel çalışma yerleri sağlamış ve burada kadınlar tarafından çadırcılıktan keçeciliğe, örgücülükten kilim-halı dokumacılığına kadar birçok meslek ve el sanatları icra edilmiş;

                     4- Baciyân-ı Rûm mesleki ve teknik konularda, sosyal hayat ve ahlâki değerlere sahip çıkma alanlarında, birçok kadına çağın gerektirdiği eğitim ihtiyacını karşılamış; 

5-Kadınlar arasındaki yardımseverliğin ve doğruluğun gelişmesine katkı sağlamış, yetim ve kimsesiz genç kızları koruma altına alarak onların eğitimlerinden evliliklerine kadar sorumlu olmuş,

6-Kimsesiz ihtiyar kadınların bakımı, maddi sıkıntısı olanlara yardım ve genç kızların evlendirilmeleri gibi birçok sosyal hizmetlerde bulunmuştur.(5)

7-Aynı zamanda kadın ve erkek eşitliğinin bir göstergesi olarak Bacıyân-ı Rûm üyesi kadınlar, Ahilerle birlikte mesleki eğitim kursları düzenlemiş, erkeklerle birlikte eşit bir şekilde toplantılara katılmış, birlikte toplu yemekler yemişlerdir. Bu anlamda daha 13.yüzyılda, erkek egemen toplumun kurallarına meydan okumuş sayılmalıdırlar.

8-Sanat ya da  öğrendikleri meslekte, bir üstâddan el alma geleneğini sürdürmüşler, örgücülük ve dokumacılıkla yeniçerilerin ihtiyaçlarını  karşılamışlar, tekstil-kumaş üretip ihraç  edilmesini sağlamış, Anadolu’ya başlamış olan göçmen dalgalarında, Ahi Misafirhaneleri’nde bu kişileri imece ile ağırlama eğitimi ve hizmeti vermişlerdir. Bu şekilde “Türk Misafirperverliği”, Anadolu’nun her yerine ulaşmıştır.(6)

Anadolu’nun  türkleşmesinde, Türk Kültürü, âdet ve geleneklerinin   yerleşmesinde, Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda, bu  göçmen Türklerin etkisi çeşitli kaynaklarda anlatılmaktadır.

                                FATMA BACI

Daha önce de belirtildiği üzere Fatma Bacı, Âhi Evran’ın eşidir. Hacı Bektaş Veli’nin Vilâyetnâmesi’nde de Fatma Bacı – diğer isimleri Hatun Ana, Kadıncık Ana, Kutlu Melek, Fatıma Hatun, Fatma Nuriye olarak da geçmektedir- Şeyh Evhadeddin Hamid el-Kirmani adlı Türk asıllı sufînin, küçükken çok  yaramaz olan ve bu yaramazlığı ile babasının sabrını deneyen  kızıdır(7). Ahi Evran’la evlendikten sonra Moğol istilasına kadar Kayseri’de mi yoksa Konya’da mı kaldığı bilinmiyor. Ancak Moğolların Kayseri kuşatması sırasında savaşırken Fatma Bacı’nın esir düşmüş olduğu, babasına duyulan saygıdan dolayı esarette de kendisine iyi davranıldığı,14 yıl kadar esaret altında kaldıktan sonra eşinin yanına döndüğü biliniyor.(8)

Daha sonra  Anadolunun uç  bölgelerine sürgün edilmeyi kabul etmeyerek direnişe başlayan Türkmenler ve ahilerin direnişinde Baciyân-ı Rûm kadınları da erkeklerle birlikte savaşmışlardır. Bu direniş Ahi Evran başta olmak üzere bir çok Türkmenin katledilmesi ile bastırılmıştır. Ancak kurtulanlar arasında  olan Fatma Bacı önce  Ereğli’ye, sonra Sulucahöyük’e geçmiş, Molla İdris ile evlenmiş, Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergâhına ulaşmış ve onun evlatlığı olmuştur.Hacı  bektaş-ı Veli,  tüm yol ve öğretisini Fatma bacıya nakletmiş, bu da Anadolu aleviliğinin kökenini oluşturmuştur. Bu nedenle Anadolu’da  kadın tekke ve şeyhleri varlığının da buna bağlı olduğu düşünülmelidir. Örneğin, Konyalı Hoşlika Hatun, Tokat’ta halifedir ve o civarın büyükleri onun mürîdi olmuşlardır. Yine Divane Mehmed Çelebi’nin kızı Destinâ, Karahisar Tekkesi’ne mütevellî olmuş, hırka ve külah giymiştir. Küçük Mehmet Çelebi’nin vefatı üzerine, yerine büyük kızı Güneş Han geçmiş, fiilen şeyhlik ve halifelik yapmıştır ) (9).

Ancak 15. ve 16. yüzyıl Anadolu’sunun sosyal hayattan çekilmiş kadınlarını düşündüğümüzde daha 13.  yüzyılda Hacı Bektâş Veli’nin kendi yerine bir kadını vekil bırakması çok dikkat çekici  bir durumdur.

Fatma Bacı, Hacı Bektâş-ı Veli’den sonra vefat etmiştir.

   BACİYAN-I RUM’UN SONLANMASI

Ahîlik Teşkilatı’nın kurulması ve yaygınlaşmasına destek veren Alaaddin Keykubat’ın, oğlu 2. Gıyaseddin  Keykubat tarafından zehirlenmesine Ahiler tepki gösterdi. Ahilerin bir çoğunu öldüren Gıyaseddin,  neden olduğu kötü yönetim ile iç kargaşada  Moğolları cesaretlendirdi ve Anadolu’ya akınlar başlattılar.   Moğollar’ın  Kayseri kuşatmasına  karşı savunmaya geçen Ahiler ve Baciyan-ı Rum, kadınlı-erkekli kenti 15 gün kahramanca savundular. Moğolların tam kuşatmayı kaldıracakları  bir sırada, Kayseri muhafızı ermeni asıllı Hacok oğlu Hüsameddin’in  Moğol ordusu komutanı Baycu ile gizlice anlaşması, şehrin durumunu ve müdafaa taktiğini  karşı tarafa bildirmesi sonucu Moğollar şehre girmeyi  başardı. Ahileri ve bacıları kılıçtan geçirdiler, bir kısmını da esir aldılar(10). Bu direniş kanlı şekilde bastırılmış, Ahilik ve Baciyân-ı Rûm örgütü ise böylece dağıtılmış oldu.

 Daha sonra bu kurumlar, yeniden faaliyete geçtiyse de Selçuklu veliahtlarının kendi aralarındaki taht kavgalarını Moğollar yine kullandı ve bu kez tahta oturttukları 1. Kılıçaslan’la birlikte 3 kişilik  vezir kadrosuyla ülkeyi yönetmeye başladılar.

Dikkat çekici bir unsur olarak bu dönemde, Ahiler ve Anadolu Bacıları (Bacıyân-ı Rûm) Moğollara direnirken, Mevlevîler ise Moğollara koşulsuz biat etmekle kalmayıp Ahilerin ve Bacılar’ın tekkeler ve medreselerinin kendilerine verilmesini talep etmişlerdir. Sonuçta,  Ahilerin ve Anadolu Bacılarının sahip oldukları her şey Mevlevi dervişlerine verildi.

Ahiler ve Bacılar bunu kabul etmeyerek  bir kez daha direnişe geçtiler. Bu direniş Ahi Evran’ın da öldürülmesiyle kanlı bir şekilde bastırıldı. Mevlevî tekkesine bağlanmayı reddeden  ahi ve bacılar, Anadolu’nun uç bölgelerine göçtüler. Bu şekilde, her iki örgüt de kesin olarak dağılmış oldu.

                          GÜNÜMÜZE ETKİSİ

-Ahilikteki esnafların günümüzdeki karşılığı olan girişimciler faaliyetlerini KOBİ’ler vasıtasıyla yerine getirmektedir.

Girişimcilik, pazardaki fırsatların belirlenmesi ile başlayan, kaynak ve girdiler kullanılarak yeni işlerin yaratıldığı, yeni ekonomik fırsatları kazanca dönüştüren dinamik bir süreçtir. Günümüzde girişimcilik faaliyetleri kurumsal bir çerçevede küçük ve büyük işletmelerde yapılmaktadır.

-Dünyaca ünlü Türk misafirperverliğinin kökeni, Bacıyân-ı Rûm eğitiminden kök almıştır.

– Evhaeddin Kırmani’nin semaya gidenlerin eline kandil verip kandille dansetmesi, bu gün “çayda çıra “ halkoyunumuzda sürmektedir.(11)

– Anadolu’nun türkleşmesinde, bugünkü Türk kültürü, âdet ve geleneklerinin yerleşmesinde Baciyân-ı Rûm hizmetlerinin etkisi kesindir.

-Aynı ya da benzer iş kollarının,  aynı mekânlarda yer almasının ulaşım, üretim, pazarlamada yarattığı kolaylık, ahi ve bacılar tarafından kendi imalathâne ve pazarlarında birarada bulunma kültürü, günümüzde “kümelenme” modeli olarak geçerliliğini sürdürmektedir.

                                        SONUÇ

Baciyân-ı Rûm örgütü kurulduğu dönem, geliştiği coğrafya ve gerçekleştirdikleri eylemler açısından, gerek ulaşılabilen kaynakların kıtlığı, gerek  konunun ilginç bulunmaması nedeniyle   hakettiği ilgiyi görememiş, üzerinde yeteri kadar çalışma yapılamamıştır. Oysa  bu kurum, Anadolu topraklarının devrimci dinamiğinin kadınlar açısından en somut göstergesidir. Yerleşik erkek egemen söyleme karşı, bu konunun gözönünde tutulması ve üzerinde yoğunlukla  çalışılması, devrimci yaşam biçiminin  yarattığı devrimci değerlerin içselleştirilmesinin yolunu açacaktır.

Liberal feminist kadın örgütlerinin İstanbul Sözleşmesi’nin feshi sırasında sıkça atıfta bulundukları Baciyan-ı Rum’un gerçek niteliğini, kültürel bağlamı öncelemek şartıyla gündemde tutmak bu nedenle de gerekmektedir. İşte o zaman, dünyada kadın mücadelesinin ilk örneklerinin verildiği ülkemizde, bugün erkek egemen kültürün tüm cihazlarıyla neredeyse sıradanlaştırdığı kadın cinayetleri, kadına şiddet, cinsel taciz sorunları toplumumuzun  kadın ve erkeklerinin sadece ve ancak  birlikte aşabileceği bir hâle getirilebilir.

Baciyan-ı Rum konusundaki akademik araştırmaların, konuyu kamuoyuna maledecek etkinliklerin yapıldığı bilinmekle beraber, bu çalışmaların sayısının  artması ve yaygınlaştırılması, Türk kadın hareketi literatürünün dünyadaki hacminin ve etkisinin artmasına da yardımcı olacaktır.

Kaynakça

 (1)         Mikail Bayram, Bacıyân-ı Rum (Selçuklular Zamanında Genç Kızlar Teşkilatı), Gümüş Matbaası, Konya 1987  s.47-52

 (2)         Lowell Female Labor Reform Association – National Park . https://www.nps.gov ›  lflra

 (3)         https://dergipark.org.tr/tr/pub/esosder/issue/43078/476801

       (4)          https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/675535

 (5),(6)   https://www.ipekevi.com/baciyan-i-rum

(7)        http://turkoloji.cu.edu.tr/GENEL/bayram.pdf  sayfa 11

(8)       http://turkoloji.cu.edu.tr/GENEL/bayram.pdf sayfa 4

(9)       http://turkoloji.cu.edu.tr/GENEL/bayram.pdf   sayfa 7

(10)    https://dergipark.org.tr/tr/download/article sayfa 11          

(11)   http://turkoloji.cu.edu.tr/GENEL/bayram.pdf.  Sayfa 13

BACİYAN-I RUM UN VARLIĞINA İLİŞKİN BİBLİYOGRAFYA

Aşıkpaşazade Tarihi, haz.: Necdet Öztürk, Bilge Kültür Sanat, 2013

Menâḳıb-ı Evḥadüddîn-i Kirmânî (nşr. Bedîüzzaman Fürûzanfer),,Tahran 1969, s. 56-64, 70,   184-185.

             M.Fuad Köprülü, Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluşu, Ankara 1959 (nşr. Orhan F. Köprülü),   istanbul 1981, s. 158-160.

            Zeki Velidi Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul 1970, s. 496.

             Mikâil Bayram, Bâcıyân-ı Rûm, Çizgi Kitabevi Konya 2016

             Ahmet Yaşar Ocak, La Révolte de Baba Resul on la Formation de l’Hétérodoxie Musulmane en Anatolie au XIIIe siècle, Ankara 1989, s. 117.

            Vilayetname ,Menakıb-ı Hünkar Hacı Bektaş Veli, haz.: A. Gölpınarlı, İnkılap Kitabevi, İstanbul,  1990.           

            Bertrandon de la Broquière, La Voyage d’outremer (nşr. Ch. Schefer), Paris 1892, s. 82, 118.

            Ernst Werner, çev. O. Esen-Y. Öner, Büyük Bir Devletin Doğuşu-Osmanlı Feodalizminin Oluşma Süreci İstanbul, 1986, s. 130-131.

                                                                *

Bağlantılar