Erkekten anne, neoliberalden çağdaş olmaz!

4 Temmuz 2022 | özge yaren enç

Öncü Kadın Genel Sekreter Yardımcısı Özge Yaren ENÇ yazdı…

Mükremin isimli erkek sosyal medya kullanıcısı, son günlerde sosyal medyada gündemi epey meşgul etti. Aylardır çektiği Tiktok videolarında “hamile rolü” yapıyordu. Bir bebek beklediğini, ismini Onur koyacağını, bebeğinin babasının onları yapayalnız bırakıp gittiğini anlatan bu “Oscarlık oyuncu” hikayesinin finalini kucağında nereden ve kimden “bulduğu” belli olmayan bir bebekle “doğum fotoğrafı” paylaşarak yaptı.

MİZAH NEDİR NASIL YAPILMAZ?

Mükremin, paylaştığı fotoğrafın sosyal medyada eleştiri konusu olmasının ardından “şakaydı” diyerek tepkilerden kurtulmayı denedi. Şaka denince benim aklıma evvela “zekice” olan ve güldüren şeyler gelir. Bu durumda insan zekasıyla alay eden bir saçmalık görüyorum yalnızca. Gülmenin teorisini yazan önemli isimlerden Henri Bergson, gülmenin “gelenekleri düzenlediğini” iddia eder. Gülmenin başlı başına toplumsal bir olgu olduğunu vurgulayarak doğal ortamı olan toplumda yeşerdiği ve yaşamın gereklerine cevap veren bir tarafı olduğunu söyler.

Ülkemizde neredeyse herkesin yaptığı hataları kamufle edebilmek için “Şakaydı, mizah da mı yapmayalım, her şeyi ciddiye almayın” gibi tepkilerin ardına saklandığını görür olduk. Mükremin de hem suçlu hem güçlü bir tavırla “Bu zamana kadar yaptım siz de güldünüz gülmeseniz devam etmezdim” diyerek kendini savundu.

Neden güldüler bu videoya? Neden milyonlarca kez izlediler? Gelin şimdi buna bakalım bir de… Yukarıdaki paragraflarda belirttiğim gibi gülme bir nevi gelenek düzenleyicisidir. Yani bir toplumun kültürel yapısını anlamada elimizdeki en önemli delillerden biri de o toplumun nelere güldüğünü bilmektir. Türk toplumu bağrından Nasreddin Hocaları, Ferhan Şensoyları çıkartmış bir toplumken nasıl olur da Mükremin’e “gülecek” hale gelir? Cevap basit: Neoliberalizmin yarattığı gösteri toplumunun etkisi. Bu gösteri toplumunda her şey bir güldürü unsuru haline gelmiş ve herkesle, her değerle alay etmek meşrulaştırılmıştır.

BUNDAN GAYRI HER ŞEY ‘NORMAL!’

Mükremin örneğinde gördüğümüz üzere annelik gibi toplumun belli bir kutsiyet atfettiği bir durumu tiye almak ve cinsiyetsizleşme politikasının reklam yüzü olmak bu gösteri toplumunda normal karşılanmıştır. Normalin anlamını yitirdiği, genel yargının like/dislike (beğeni-beğenmeme) tuşlarına sıkıştırıldığı, her kavramın içi boşaltılarak “olumlulaştırıldığı” yeni dünya düzeni dayatmaları ile kendilerini var etmeye çalışanlar bugün gericiliğin temsilcileri haline gelmişlerdir.

Neoliberalizmin yarattığı olumluluk ve şeffaflık toplumu, her şeyin açık seçik var olduğu, açıklığın, teşhirin moda olgular haline getirildiği toplumdur. Bu toplumda kişiler serbestçe bedenlerini sergilemekten ve bu sergileme üzerinden “nam salmaktan” oldukça hoşnuttur. Bu teşhirin “normal sayıldığı” neoliberal sistem günümüzde elini kolunu dört bir yandan bedenlerimize ve cinsiyetimize sarmış durumda. LGBTİ hareketiyle bireylere sürekli olarak “Sen bu değilsin, bu bedene ait değilsin!” karmaşasını pompalayan çürümüş neoliberal sistem Mükremin örneğinde de olduğu gibi bireyleri buhrana sürüklemekte. Mükremin’in kendini bir LGBTİ birey olarak var etmesi ve bu varoluşu annelikle “süslemeye” çalışması, erkek bedeninde bir insanın doğum yapabileceğine insanları inandırmaya çalışması da aslında sistemin bireyleri sürüklediği buhranın yansımaları… 

‘DUYARLILIĞI’ ELE YÜZE BULAŞTIRMAK

Mükremin isimli kullanıcının paylaştığı fotoğrafa çok sayıda tepki geldiğini de belirtmiştik. Bu tepkiler arasında sanat camiasından isimler de vardı. Bergüzar Korel, yaptığı paylaşımda “Hepiniz like ve takipçi delisi olmuşsunuz. Yettiniz artık!” derken Ayşe Arman ise, “Biraz daha like alabilmek ve takipçi kazanabilmek için saçmalamanın, hilkat garibesi olmanın dozu iyice kaçtı!” dedi.

Bu tepkilere de elbette bir “duyar kahramanının” tepki göstermesi gerekliydi! Bu kahraman da birçok meselede “duyarlılığı” ile ön plana çıkan Hazal Kaya oldu!

Yaptığı paylaşımda gösterilen tepkileri asla anlayamadığını ifade eden Kaya, “Mükremin sadece 23 yaşında. Zekice bulursun, bulmazsın, gülersin, gülmezsin. Bir LGBT birey olarak ona gülen 1,5 milyon insana bir erkeğin doğumunu bekletti.” dedi.

Halkın aklıyla dalga geçen bu duyar kraliçesi, LGBT imzasını da araya sıkıştırarak “Onur Ayı” gelmişken adeta oy toplamak için son dakika herkese mavi boncuk dağıtan siyasetçiler gibi LGBTİQ+ derneklerine göz kırpmayı da ihmal etmedi. “Böyle tahammülsüz bir yerde ona gülen insanları eğlendirmeyi başardı. Ne oldu bu kadar mevzu yaratacak?” diyen Kaya, Mükremin’in başına bir şey gelse sorumlusunun bu duruma tepki gösterenler olacağını söyledi.

Daha önce katıldığı bir programda “Cinsiyetçi küfürleri sadece kadınlar edebilsin, tüm küfürler benim bebeğim gibi” çıkışını yapan Kaya, söz konusu yozlaşmış fikirler olduğunda kendini her seferinde tahta oturtmayı başaran isimlerden. Sanat camiasında kendini “aykırıdan yana” var etmeye çalışan Hazal Kaya bugün bu camianın normali yok sayan, sınır tanımayan yozlaşma ve gericiliğinin “meşhur” ismi haline gelmiş durumda…

Hazal Hanım’a bazı sorular sormak gerek:

1. Kucağında kime ait olduğu dahi bilinmeyen bir bebeği reklam malzemesi yapmak çocuk istismarı değil de nedir?

2. Bir erkeğin doğurmasını beklemek neden komik ve neden normal görülür?

3. Ortada bir hata varsa bunu eleştirmenin nesi yanlış?

4. Anneliğin aşağılandığı ve tiye alındığı bu olayda annelerin haklı olarak tepki göstermesi sizi neden rahatsız ediyor?

5. Giderek yozlaşan ve çürümeye mahkum edilen bu sistemle mücadele etmek yerine neden sesimizi kesip “tahammül” edelim?

6. Yapılan sözde mizansene nasıl olur da bir sağlık kuruluşu izin verip mekan hazırlayabilir?

Sorularımıza yanıt alır mıyız bilemem ama bilmemiz gerektiğini düşündüğüm bir hatırlatma ile yazıma son vermek istiyorum: Emperyalizmin dayattığı her türden yozlaşma ve çürümeyle mücadele etmek bugün öncelikli görevimizdir. Türk insanını öz benliğinden koparmaya çalışan her kişi ve olayla savaşmak Vatan Savaşı’nın önemli bir parçasıdır. “Farklılıklara saygı” kisvesi altında toplumun bir bölümünü “korumaya alırken” diğer bölümünü aşağılayan eylemlere göz yummamak bugünün onurlu insanının tavrıdır. Kadınlarımız var gücüyle bu yozlaşmaya karşı görev başındadır!

Bağlantılar