HALİDE EDİP ADIVAR

13 Mayıs 2020 | Haberler

15 Mayıs 1919 yılında İzmir’in işgal edilmesi tüm yurtta protestolara yol açtı. İstanbul’da düzenlenen ilk miting 19 Mayıs 1919 günü Fatih’te yapıldı. Halide Edip, bu mitingin beş konuşmacısından biridir. Halide Edip, konuşmasında;


“Türk ve Müslüman bugün en kara günü yaşıyor. İnsanın hayatında sabah olmayan gece yoktur. Bu geceyi yırtıp parlak bir sabah yaratacağız”…

“Kalbimizde aşk ve iman, milliyet duygusu var. Dünyada millet sınıfına layık bir millet olduğumuzu, erkek, kadın hatta çocuklarımıza kadar ispat ettik. Sesimizi mutlak dünya işitecektir”…


“Hanımlar, efendiler, bugün bunun beş bini kadar bir miting de yapmış olsak bir semeresini göremeyiz. Fakat yarın var, çocuklarımız var. Buradaki Türk, Müslüman âleminin kalbidir, siz düştüğünüz zaman birçok şeyler düşecektir. Kadınlar silahsız ve zayıf, fakat kalbi gayet metindir. Bütün İslam âlemi hep kardeşimizdir. Bundan dönen Türk kadını değildir. Yaşasın milletimiz.” Diyerek, halkı birlik ve beraberliğe, haksızlığa karşı çıkmaya, vatan savunmasına çağırdı.


23 Mayıs 1919 günü yapılan Sultanahmet Mitingine katılım çok daha fazladır. Halide Edip yine konuşmacıydı. Yaptığı konuşma büyük heyecan yarattı.


“Kardeşlerim, evlatlarım” diyerek konuşmasına başlayan Halide Edip, özetle; Türk milletinin şanlı tarihinden söz ederek, bütün dünyaya Avrupa’nın istila siyasetinin Türk yurdunu istila etme kararı aldığını, istilaya katılmayan devletlerin ise bu haksızlığa karşın sessiz kaldığını, bu nedenle onların da adalet, kanun ve insaniyet karşısında suçlu olduklarını ilan ediyor. Ardından İslam dünyasının dostluğundan ve haktan yana tutum takınacak medeni milletlerin kazanılması gerektiğini anlatıyor. “Hükümetler düşmanınız, milletler dostunuzdur, kalbinizdeki isyan kuvvetinizdir.” diyerek izlenecek yolu açıklıyor ve herkesi mücadele konusunda yemin etmeye çağırıyor.


İşte yazımızın konusu bu kahraman Türk kadını Halide Edip Adıvar.


1938 baharında Paris’te bulunan Milli edebiyat akımının önemli temsilcilerinden Halide Edip Adıvar, kendisini ziyarete gelen edebiyatçı Vedat Günyol’a “Siz beni bir üniversite profesörü gibi konuşturmak istiyorsunuz. Hâlbuki ben ömrünün sonuna kadar talebe zihniyeti taşıyacak olan derbeder bir fikir ve sanat adamıyım” der. Ardından, yabancı edebiyat akımlarının rüzgârına kapılmış gençleri eleştirmekten geri durmaz.


Türk yazar, siyasetçi, akademisyen, öğretmen, Halide Onbaşı gibi nitelemelerle anlatacağımız Halide Edip Adıvar 1884 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Mehmet Edip Bey, İkinci Abdülhamit’in devrinde Ceyb-i Hümayun (padişah hazinesi) kâtipliği, Yanya ve Bursa Reji Müdürlüğü yaptı. Annesi Fatma Berifem Hanım, genç yaşta hastalığa yakalandı ve yaşamını yitirdi.

Halide Edip ilköğrenimini evde tamamladı. Ardından Üsküdar Amerikan Kız Koleji’ne girdi. Padişahın iradesiyle, Müslüman kızların orada okuması uygun değildir denilerek okuldan uzaklaştırıldı. Eğitimine evde devam etti. İngilizce öğrenirken Amerikalı çocuk kitapları yazarı Jacop Abbott’un “Ana” adlı eserini Türkçeye çevirdiğinde henüz 13 yaşındaydı. Kitap basıldı. Bunun üzerine İkinci Abdülhamit tarafından 1899 yılında “Şefkat Nişanı” ile ödüllendirildi. Yeniden Üsküdar Amerikan Kız Koleji’ne devam etme hakkı kazandı ve lisans derecesi ile mezun oldu. Mezun olunca öğretmeni Salih Zeki Bey ile evlendi. Eşinin çalışmalarına yardımcı oldu. “Kamus-u Riyazet” adlı eserin yazımına yardımcı oldu. Ünlü İngiliz matematikçilerin yaşam öykülerini Türkçeye çevirdi. Sürekli okuyor, kendini geliştiriyor ve çeviriler yapıtı. Bu evlilikten iki oğlu dünyaya geldi. İlk çocuğu Ayetullah, ikinci oğlu Hasan Hikmetullah Togo.

Halide Edip, 1908 2. Meşrutiyet’in ilanından sonra gazetelere kadın hakları ile ilgili yazılar yazmaya başladı. İlk yazdığı gazete ise Tevfik Fikret’in çıkardığı Tanin Gazetesidir. Bu dönemde eşinin adından dolayı Halide Salih adını kullandı. Yazıları muhafazakâr çevreler tarafından hoş karşılanmadı. Bu nedenle 31 Mart ayaklanması sırasında öldürülme endişesi ile iki oğlunu yanına alarak Mısır’a gitti. Ardından İngiltere’ye geçti. Kadın hakları ile ilgili yazılarından kendisini tanıyan bir gazeteci arkadaşının evinde kaldı. Burada bulunduğu sırada kadın erkek eşitliği konularının tartışıldığı ortamlarda bulundu. Bertrand Russell gibi filozoflarla tanıştı.

1909 da İstanbul’a döndü. Gazetelere siyasi içerikli yazılar yanında edebi yazılar da yazmaya başladı. Bu dönemde, Heyyula ve Raik’in Annesi romanları basıldı. Kız Öğretmen Okullarında öğretmenlik ve vakıf okullarında müfettişlik yaptı. Bu görevleri sırasında İstanbul’un arka mahallelerini tanımış oldu. 1910 yılında eşi Salih Zeki Bey’in ikinci bir eş alması üzerine Halide Edip ondan ayrıldı. Artık iki çocuğu ile baş başa kalmıştı. Karşılaştığı güçlüklerin üstesinden gelmeyi başardı. Aynı yıl Seviyye Talip adlı romanı yazdı. Seviyye Talip romanının kadın kahramanı eşini terk eder ve sevdiği erkekle yaşamaya başlar. Bu nedenle feminist bir eser olarak değerlendirilir, eleştirilere konu olur.

Halide Edip, 1911 yılında İngiltere’ye gitti kısa bir süre sonra İstanbul’a döndü. Bu sırada Balkan Savaşları başladı. Balkan Savaşları sırasında kadınlar toplum yaşamında daha aktif rol almaya başladı. Teali Nisvan Cemiyeti bu sırada kuruldu. Halide Edip bu cemiyetin kurucuları arasında yer aldı. Aynı yılda, Son Esri adlı aşk romanını kaleme aldı. 1911 yılında Harap Mabetler ve Handan adlı romanlarını yazdı. Amerikalı eğitimci ve düşünür Hermen Harrell Horne’un, The Psychological Principle Of Education (Eğitimin Psikolojik Temeli) adlı eserinden yararlanarak Talim ve Edebiyat adlı kitabını yazdı. Bu dönemde Türk Ocağı içinde, Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu, Hamdullah Suphi ile tanıştı. Kendisi ile yapılan bir söyleşide; milliyetçilik fikirlerinin gelişmesinde, Balkan Savaşları sırasında Türklere yapılan haksızlıkları görmesi ve yukarıda adını saydığımız yazar ve düşün adamlarından etkili olduğunu söyledi. Turancılık düşüncesini benimsedi. Yeni Turan adlı eserini bu dönemde yazdı. Halide Edip, Balkan Savaşı’nın sonlarına doğru öğretmenlikten istifa etti. Kız Mektepleri Umumi Müfettişliği görevine atandı. 1. Dünya Savaşı sırasında bu görevdeydi. 1916 yılında Cemal Paşa’nın daveti üzerine Lübnan ve Suriye’ye gitti. Arap eyaletlerinde iki kız okulu ve bir yetimhane açtı. 1917 yılında babasına verdiği vekâlet ile Dr. Abdülhak Adnan ile nikâhı kıyıldı. Lübnan’da bulunduğu sırada, Kenen Çobanları adlı 3 perdelik operanın librettosunu yayımladı. Vedi Sebra tarafından bestelenen bu eser, Yusuf Peygamber ve kardeşlerini konu alıyordu. Savaş koşullarına karşın eser yetimhane öğrencileri tarafından sahnelendi.


Halide Edip, Türk ordusunun Suriye ve Lübnan’ı boşaltması üzerine 4 Mart 1918 tarihinde İstanbul’a geri döndü. Yazar yaşamının bu zamana dek olan kısmını Mor Salkımlı Ev adlı eserinde anlattı.


Halide Edip, Darülfunun’da Batı Edebiyatı okutmaya başladı. Türk Ocaklarında, Köycüler Cemiyetini kurdu ve başkanlığını yaptı. İzmir’in işgalinin ardından Milli Mücadele başat konusu haline geldi. Anadolu’ya silah kaçırma işlerine yardımcı oldu. Gazetelerde yazmaya devam etti. Bazı arkadaşları ile 14 Ocak 1919 da Wilson Prensipleri Cemiyetini kurdu. Amerikan mandasını savunan bu cemiyet 2 ay sonra kapandı. Halide Edip, bu görüşlerini Mustafa Kemal’e bildirdi. Bu görüş Sivas Kongresi’nde tartışıldı ve reddedildi. Halide Edip, yıllar sona verdiği bir röportajda “Mustafa Kemal Paşa, kesinlikle haklıydı der.


Girişte sözünü ettiğimiz, İstanbul mitinglerinde yaptığı konuşmalarla herkeste derin izler bıraktı. Kendisi de Sultanahmet Mitingi’nin başkahramanı oldu. 16 Mart 1920 yılında İngilizler İstanbul’u işgal etti. Hakkında idam kararı çıkardıkları 6 kişiden birisi de Halide Edip oldu. Kararın hemen öncesinde eşi ile Anadolu’ya geçmek üzere yola koyuldu.2 Nisan 1920 de Ankara’ya geldi. Kalaba Karargâhında görev yaptı. Mustafa Kemal Paşa’nın onayı ile Anadolu Ajansını kurdu. Bu ajans yoluyla; Milli Mücadeleye ilişkin bilgiler derleyip toparlanıyor, haber yapılıyor, Anadolu’ya ve dünyaya yayılması sağlanıyordu. Halide Edip ayrıca, Avrupa basının takip etmek, Batılı gazeteciler ile iletişim kurmak, Mustafa Kemal Paşa ile görüşmeler ayarlamak, bu görüşmelerde tercümanlık yapmak, Mustafa Kemal Paşa’nın yazışmalarını yapmak gibi görevleri yerine getirdi. Yanı sıra Yunus Nadi’nin çıkarmakta olduğu Hakimiyet-i Milliye gazetesine yardımcı oldu.


1921 de Ankara Kızılay Başkanı oldu. Eskişehir Kızılay’ında hastabakıcılık yaptı. İsteği üzerine Cephe Karargâhında görevlendirildi. Sakarya Savaşı sırasında gösterdiği kahramanlıktan dolayı onbaşı oldu. Tetkik-i Mezalim Komisyonunda görev aldı. Yunanların Türk halkına verdiği zararları inceledi ve raporlar hazırladı. Halide Edip, bu dönemde edindiği deneyimlerden yararlanarak, Vurun Kahpeye, Türk’ün Ateşle İmtihanı, Zeyno’nun Oğlu, romanlarında Kurtuluş Savaşı’nın değişik yönlerini gerçekçi bir şekilde ele aldı.


Halide Edip, Dumlupınar Meydan Muharebesi’nden sonra ordu ile İzmir’e gitti. Bu yolculuk sırasında başçavuşluğa yükseldi. Savaşta gösterdiği yararlılıktan dolayı İstiklâl Madalyası aldı.


Kurtuluş Savaşı Türk Ordusu’nun zaferiyle sonuçlanınca Ankara’ya döndü. Ardından eşi Dr. Adnan Bey’in Dışişleri Bakanlığı’nın İstanbul Temsilcisi olması üzerine İstanbul’a gitti. Yaşamının buraya dek olan kısmını Türk’ün Ateşle İmtihanı adlı eserinde anlattı. Halide Edip, cumhuriyetin ilanından sonra, Akşam, Vakit ve İkdam gazetelerinde yazdı. Daha sonra Mustafa Kemal Paşa ve Cumhuriyet Halk Fırkası ile arasında siyasi sorunların çıkması üzerine iktidar ile arasında mesafe oluştu. Eşi Dr. Adnan Adıvar’ın Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kuruluşunda yer alması, bu Fırkanın kapatılması ve ardından Takrir-i Sükûn kabul edilmesi sonucunda eşi ile birlikte yurt dışına çıktı. 4 yıl İngiltere’de kaldı. 10 yıl da Fransa’da kaldı.

Halide Edip, yurt dışında kaldığı süreçte; kitap yazmayı sürdürdü. Türk kültürünü dünya kamuoyuna tanıtmak üzere birçok ülkede ve üniversitede konferanslar verdi. İngiltere’de Cambridge, Oxford, Fransa’da Sorbonne üniversitelerinde konuşmalar yaptı. 1928 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne gitti. ABD’de Williamstown Siyaset Enstitüsü’nde yuvarlak masa toplantısının ilk kadın başkanı oldu. Oğulları Ayetullah ve Hasan Hikmetullah Togo ile 9 yıldır süren ayrılığı son buldu. Ardından 1935 yılında Hindistan’a davet edildi. Burada bir çok yerde konferanslar verdi. Columbia Üniversitesi Barnard Kolej’den gelen çağrı üzerine ikinci kez Amerika Birleşik Devletleri’ne gitti. Yale, İllinois, Michigan üniversitelerinde konferanslar verdi. Bu konferanslar sonucunda, Türkiye Batıya Bakıyor adlı eserini yazdı. 1935 yılında İslâm Üniversitesi Jamia Millia için açılan kampanyaya katılmak üzere Hindistan’a gitti. Delhi, Kalküta, Benares, Haydarabat, Ailgrah,, Lahor ve Peşaver üniversitelerinde dersler verdi. Konferanslarını bir kitapta topladı.


Halide Edip, 1936 yılında en ünlü eseri Sinekli Bakkal’ı İngilizce olarak yazdı. Roman aynı yıl Türkçeye çevrildi. Öğretmenlik yaparken tanıdığı İstanbul’un kenar mahallelerini bu romanı yazarken kullandı. Türkiye de en çok okunan romanlar arasındadır.


Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden sonra, İsmet İnönü’nün daveti üzerine 1939 yılında İstanbul’a döndü. İstanbul Üniversitesi’nde İngiliz Filolojisi Kürsüsünü kurdu ve başkanlığını yaptı. Derslerine ilgi çoktu. Shakespeare hakkında bilgi verdiği açılış dersi uzun yıllar dilden dile dolaştı.

1950 Yılında Demokrat Partiden İzmir Bağımsız Milletvekili oldu, TBMM’ye girdi. 5 Ocak 1954 günü Cumhuriyet Gazetesi’nde, Siyasi Vedaname başlıklı bir yazı yayımlayarak bu görevinden ayrıldı. Yeniden üniversitedeki görevine döndü. 1955 yılında eşi Dr. Adnan Adıvar vefat etti. Bu durum onu çok sarstı. Daha sonra bir öğrencisi ile yaptığı söyleşide, Adnan’ın ölümü beni çok sarstı. Meğer o benim her şeyimmiş diyerek duygularını ifade etti.


Edebiyatımızın unutulmaz yazarı Halide Edip Adıvar, roman, anı, hikaye, oyun türünde eserler verdi. Cumhuriyet Dönemi’nin gerçekçi yazarlarındandır. Başında itibaren katıldığı Kurtuluş Savaşını çeşitli yönleriyle anlatan eserleri vardır. Yazarlığının ilk yıllarında insan ilişkilerine odaklı, kadını ve sorunlarını merkeze alan eserler yazdı. Milli Mücadele Döneminde ise daha çok milli edebiyat çerçevesinde, gerçekçi eserler üretti. Şahsiyetleri, içinde bulundukları geniş toplumla birlikte ele alan romanlar yazdı. Kimi eserinde kişilik çözümlemelerini ön plana çıkardı. Kimi yapıtlarında da toplum tahlillerini ilişkileri ön plana çıkardı. 21 roman, 4 hikâye, 2 anı, 2 oyun türünde eseri bulunmaktadır.

Eserlerinde neden kadınları daha güçlü betimlediği sorulduğunda; bunun için özel bir çaba göstermediğini yaşanılan koşullarda kadınların daha fazla sorunlarla karşılaştıklarını ve bu sorunları çözerken güç kazandıklarını açıkladı.


Birsen Sürmeli


Öncü Kadın Ankara Üyesi

Bağlantılar