İlk Türk Hemşiresi Safiye Hüseyin Elbi

12 Mayıs 2020 | SERBEST KÜRSÜ

İngiltere’de deniz ateşesi olan Ahmet Paşa ile İngiliz soylularından Josephine Wilward’ın çocuklarıdır. Büyükbabası ise Miralay Şükrü Bey’dir.

Safiye Hüseyin dönemin şartlarının aksine iyi bir eğitim gören modern bir Türk Kadınıdır. Hemşirelik mesleğini temsil eden ilk Türk Kadını desek abartmış olmayız sanırım. Kendisine birçok kaynakta ilk Türk Hemşiresi denilmektedir.

Balkan Savaşları


Eğitimi güzel olan bu kadının yüreği de bir Türk’e yakışır şekilde güçlüydü. İlk olarak Balkan Savaşına katıldı. Safiye Hanım’ın bu gönüllü hemşireliği çok sayıda kadına da ilham oldu. Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı’nda kendisinin öncülüğünde İstanbullu hanımlarda fahri hemşire olarak destek verdiler.

I. Dünya Savaşı


Safiye Hanım görev süresince Dr. Besim Ömer Paşa ile de çalışma fırsatı bulmuştur. I. Dünya Savaşı’nda ne kadar varlığı ile yardımcı olduysa sonrasında da Safiye Hanım, Avrupa’nın çeşitli ülkelerindeki Türk esirleri ve öğrencilerine yardım etmek aynı zamanda Kızılhaç Teşkilatı ile görüşme yapabilmek için Avrupa’ya gönderildi. Tabi ki Safiye Hanım bu görevi de layığı ile yerine getirdi. Tüm bunların sonunda hazırladığı raporunu başarıyla sundu.

Çanakkale Savaşı


Başarılı, zeki, yardımsever ve vatanını seven bu kadın bir kez daha bir savaşın hemşiresi oldu. Ondan başka bir şey beklenir mi? Çanakkale Savaşı başladı. Safiye Hanım gönüllü olarak bu kez Reşit Paşa Hastane Gemisi’nde göreve başladı. Safiye Hanım için en ağır dönemlerden biri olmalı. Gemiye sürekli yaralılar taşınıyor bazen gemide yeterli yatak kalmayınca bu hastalar Hilal-i Ahmer Hastanesine götürülüyordu.

Safiye Hüseyin Çanakkale Savaşı’nı şu sözlerle anlatmıştı
“Çanakkale’de uzun müddet kaldım. Çanakkale’de savaş başladığında Alman Salibiahmer (Alman Kızılhaçı) ile bizim Hilal-i Ahmer Cemiyeti birleşmiş, Reşit Paşa vapurunu hastane gemisi yapmıştık. Ben bu geminin hasta bakıcısı olmuştum”

Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti

Anlatmakla bitmeyecek olan Safiye Hüseyin Balkan ve Çanakkale savaşlarında gönül hastabakıcılık yapmaya devam etti. Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyetinin Hanımlar Heyeti Merkeziyesinin kurucularından oldu. Safiye Hüseyin durmadı. Avrupa ve Amerika’da yer alan birçok kongreye Türk Kadınını ve kendi milletini temsil ederek katıldı. Aynı zamanda Göçmenlere Yardım Derneğinde, Verem Mücadelesinde, Yeşilay Kadınlar Kolunda, Kızılay Sanat Evinde çalıştı.

Kızılay ve Cehaletle Mücadele Derneği’nden ödüller aldı. Çanakkale Savaşı’ndaki gönüllü hizmetlerinin sonucunda kırmızı şeritli harp madalyası verildi. Florence Nightingale madalyasını aldı ve bu madalyayı alan İlk Türk Kadını oldu.

Safiye Hüseyin mesleğine olan tutkusunu şu sözlerle anlatıyor:


“Gittiğim şehirlerde hemen hastaneleri, hemşire teşekküllerini ziyaret ederim. İsviçre’de, Kanada’da bu davaya verilen önemi gördüğüm zaman içim titrerdi. Bütün temennim hemşireliğin bizde de bir an önce layık olduğu mevkie ulaşmasıdır. Bunu görürsem hayatımın en büyük saadetini duyacağım.”

İlk Türk Hemşiresi bu yürekli kadın Safiye Hüseyin 1964 yılında hayata gözlerini yumdu. Ancak biz onu Çanakkale’nin Kadın kahramanı olarak her zaman aklımızın en güncel yerinde tutmaya devam edeceğiz. Birçok konuda öncü olan Safiye Hüseyin; nurlar içinde uyu…


Modern hemşireliğin kurucusu Florence Nightingale, Kırım Savaşı’nda Selimiye Kışlası’nda askerlerin ölüm oranlarını yüzde 43’ten yüzde 2’ye düşürürken, Nightingale’in izinden giden ilk Türk hemşire Safiye Hüseyin Elbi, Balkan Savaşı’nda Reşit Paşa Hastane gemisinde askerleri tedavi etti. Kendilerini hemşirelik mesleğine adayan bu iki kadın, farklı ülkelerde aynı amacı güderek savaş dönemlerinin ‘savaşmayan’ kahramanları oldu.


Modern hemşireliğin temellerini atan Florence Nightingale, 1820’de İtalya’nın Floransa kentinde dünyaya geldi. Küçük yaşlarda ailesinden de eğitimler alan Florence Nightingale, dönemin ünlü matematikçileri James Sylvester ve Arthur Cayley’den ders gördü.


Ergenlik çağlarında aristokratik bir sosyal çevrede sıradan biri olmak istemediğini, daha yararlı biri olmak istediğini hisseden genç Florence,1837’de günlüğüne şu satırları yazacaktı: “Tanrı benimle konuştu ve beni hizmetine çağırdı.”


Nightingale, insanlara yardım etmenin en iyi yolunun hemşirelik olduğu kanaatine vardı. 20 yaşında hemşire olmak için ailesinden izin istediğinde, ailesi buna karşı çıktı. Bekledi. 31 yaşında, babasından hemşire olmak için izni aldı. Almanya’da hemşirelik okudu ve iki yıl sonra Londra’da bir hastanede çalışmaya başladı.

1853’te Osmanlı Devleti ile Rusya arasındaki savaşta yılında İngiltere, Fransa ve Sardunya da Osmanlı Devleti’nin müttefiki oldu. Burada askerlerin kolera ve sıtmadan öldüğünü gazetelerden öğrenen genç hemşire, hemen Üsküdar’a geldi. Osmanlı Devleti, müttefiklerine hastane olarak kullanmaları için başta Selimiye Kışlası olmak üzere birçok kışlayı boşaltarak teslim etmişti. Ancak bu kışlalarda hastaların yatacak yeri yoktu, ameliyatlarda anestezi kullanılamıyordu, malzemeler eksikti, pek çok hastanede hijyen yok denecek kadar azdı, Selimiye ise pislik içindeydi. Florence Nightingale, ilk hafta 19 kere kanalizasyonu boşalttırdı, yüzlerce el arabasıyla pislikleri attırdı ve bahçedeki ölü hayvanları gömdürdü. Sadece bu düzenlemelerle 6 ayda askerlerin ölüm oranı yüzde 43’ten yüzde 2’ye düştü. Hastalar arasında efsane olan Nightingale, Selimiye Kışlası’nda gece karanlığında yaralı askerlerin arasında dolaşırken elinde lamba taşıdığı için ‘Lambalı Kadın’ olarak da tanındı. Ancak doktorlar, kendisine şüpheyle yaklaşıyordu. Florence Nightingale, yaralı ama hâlâ cephede bulunan bir grup asker ile Selimiye’de hijyenik olmayan koşullar altında tedavi gören, benzer yaralara sahip askerlerin ölüm oranını karşılaştırdı. Cephede bulunan askerlerde ölüm oranı binde 27’yken Selimiye’nin hijyenik olmayan koşullarında bu oran binde 427’ye yükseliyordu. Nightingale, böylece Selimiye Kışlası’ndaki koşulların iyileştirilmesinin ölüm oranlarını düşürdüğünü ispatladı.

Kendi hemşirelik okulunu kurdu


İngiltere’ye döndüğünde, o artık bir kahramandı. Gücünü ve istatistiki verilerini kullanarak orduda bir sağlık komisyonu kurulması için çalıştı ve başarılı oldu. Daha sonra bu komisyonun tavsiyesi doğrultusunda askeri bir tıp akademisi kurulacak ve Florence’in veri tabloları benzeri veri tabloları hazırlanacak, hangi tedavilerin etken olduğu araştırılacaktı. 1860 yılında Nightingale, Londra’da bulunan St Thomas Hospital’da kendi hemşirelik okulunun kurulması ile birlikte profesyonel hemşirelik vakfının temellerini attı. Şu anda King’s College London’ın bir parçası olan, dünyanın ilk modern sivil hemşire okulu da böylece açıldı. Nghtingale, böylece modern hemşireliğin kurucusu oldu. Florence Nightingale, 13 Ağustos 1910’da Londra’da hayatını kaybetti. Doğum günü olan 12 Mayıs, her yıl Uluslararası Hemşireler Günü olarak kutlanıyor.


Nightingale’in izinden: Safiye Hüseyin Elbi


İngiltere’de ateşenavlık hizmetinde bulunan Ahmet Paşa’nın kızı olan Safiye Hüseyin, öğrenimini Avrupa’da tamamladı. Türkiye’de modern hemşireliğin gelişmesine büyük katkısı olan Safiye Hüseyin Elbi, saltanat döneminde Almanya ve İsviçre’de düzenlenen milletler arası kongrelere katıldı. Cumhuriyetin ilanından sonra da pek çok hayır kurumunda çalışan Elbi, Çanakkale Savaşı başladığında gönüllü hasta bakıcı oldu. Reşit Paşa Hastane gemisinin baş hasta bakıcısı olarak atanan Safiye Hüseyin Elbi, ilk olarak Kızılay Hemşiresi olarak Balkan savaşında gönüllü çalıştı.

Çanakkale Savaşları başladığında birçok vapur hastane gemisine dönüştürmüştü. Hastane gemileri Akbaş veya Kilya iskelesinden alınan yaralılar İstanbul hastanelerine, Hilal-i Ahmer ve Vatan Hastanesi’ne sevk ediliyordu. Reşit Paşa da bu dönemde hastane gemisi yapılan vapurdan biriydi.

Reşit Paşa Vapuru, Akbaş İskelesinde demirlemiş, gelen yaralılara ilk müdahaleler bu hastane gemisinde yapılmıştı. Gemiye sürekli yaralı taşınmakta, yüzlerce yaralı Mehmetçik, günlerce denizde acılar içinde kıvranıyordu. Aldığı yaralıları Hilal-i Ahmer Hastanesi’ne taşıyordu.

Florance Nigthingale Madalyası’nı kazanan ilk ve tek Türk kadını


Çocuk yaşlarda Florance Nightingale’e hayranlık duyarak mesleğin öncülerinden olan Safiye Hüseyin Elbi, bir röportajında şunları söyleyecekti: “Büyükbabam Miralay Şükrü Bey, Kırım Harbi sırasında Florence Nightingale’i Kırım’a götüren geminin süvarisiydi. Çocukluğum hep Florence Nightingale’in hikâyeleri, efsaneleri ve hayatını dinleyerek geçti.’’

Safiye Hüseyin Elbi, savaş sonrasında meslek gelişimi için birçok yayını Türkçeye kazandırdı. Kendisi ‘Mesleki Nitelik Kodlarını o zamanlar belirledi ve bu özellikleri barındıran bir lider oldu. İlk hemşirelik okulu olan ‘Kızılay Hemşirelik Okulu’nun da kurucuları arasında yer alan Elbi, ayrıca Yeşilay Cemiyetin’in ilk üyesi ve Türk Kadınlar Derneği’nin kurucularından. 1921’den beri her yıl verilen Florance Nigthingale Madalyası’nı kazan ilk ve tek Türk kadın olan Safiye Hüseyin Elbi, yurt dışından da hizmetleri için çeşitli madalyalar aldı.

Safiye Hüseyin Elbi, yönetmenliğini Serdar Akar ve Kemal Uzun’un yaptığı Çanakkale Yolun Sonu adlı 2013 yılı Türkiye yapımı filmde Behice Hemşire karakteriyle seyirciyle buluşturuldu. İsmail Bilgin, Elbi’nin hayatını “Safiye Hüseyin Çanakkale’nin Kadın Kahramanı” adlı romanda ele aldı ve anılarını paylaştı. Türkiye’nin Florence Nightingale’i, 1964 yılında hayata gözlerini yumdu.

Fatma Özdemir

Vatan Partisi Antalya İl YK Üyesi


Kaynakça: Bir Rol Model:Çanakkale’nin Kadın Kahramanı Safiye Hüseyin, Hilal Akça, Türk Dili ve Ed.Bölümü/Erciyes Üni.

Bağlantılar