Öncü Kadın Avrupa Tarih Etkinliğinde Buluştu

15 Mart 2021 | Haberler

Ortak Vurgu; ‘’Atatürk Devrimleri’’

Vatan Partisi Öncü Kadın (ÖK) Avrupa Temsilciliği, Sümer kraliçesi Muazzez İlmiye Çığ, Yeditepe Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet Taşağıl ve Öncü Kadın Eğitim Bürosu Başkanı Zerrin Öztürk ile ‘’Orta Asya’dan günümüze kadının tarihteki öncü konumu’’ etkinliği düzenledi. Etkinlikte Almanya, İngiltere, İsviçre, Avusturya, Fransa, Hollanda, Belçika, ABD, Avusturalya, Danimarka, Bosna Hersek ve Türkiye’den kadınlı erkekli 300 civarında vatansever bir araya geldi.

MAİDE ANNE’YE “AVRUPA’NIN EN CESUR TÜRK KADINI” ÖDÜLÜ

Sunuculuğunu ÖK Avrupa Sekreteri Nezahat Albayrak’ın yaptığı etkinlik Avrupa Temsilcisi Sevil Tapkan’ın açılış konuşmasıyla başladı. Tapkan konuşmasına Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek’in ‘’Kadın’’ kitabına göndermeyle başladı, partilerinin kadına verdiği önemi vurguladı. Tapkan’ın vatan savaşı, HDP kapatılsın, Diyarbakır anneleri ve Maide anne vurguları dikkat çekti. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Maide anneye kızı Nilüfer’i terör örgütü PKK’dan kurtarmak için verdiği mücadele dolayısıyla ‘’Avrupa’nın En Cesur Türk Kadını’’ plaketi verileceğini duyurdu. Plaket 17 Mart Çarşamba günü Öncü Kadın Berlin Temsilcisi Gülseren Küçükkale tarafından eylemi sırasında Maide Anne’ye iletilecek.

ÇIĞ: AVRUPALININ 400 YILDA KAZANDIĞINI TÜRK KADINI 80 YILDA ALDI

Sümer Kraliçesi İlmiye Çığ, 107 yaşına rağmen dinçliğiyle takdir topladı. Sümelerde kadının konumu konusunda bilgiler veren İlmiye Çığ ‘’Kültürel tarihin başlangıcı olarak Yunanlılar söylenir. Ancak yaptığımız tüm çalışmalar ispatlamaktadır ki  Yunanlılar matematik ve astronomi gibi bir çok konuda bildiklerini Sümerlilerden almışlardır. Kültürün başlangıcı Sümerlerdir. Sümerlilerin aslının Türk olduğunu da tespit etmiştik’’ diyen İlmiye Çığ ‘’Sümerler de kadın o kadar önemliydi ki baş tanrıları kadındı. Sümerlerde kadın tek başına tanık olabiliyor, tek başına ticaret yapabiliyor, teftiş edebiliyor, katip olabiliyordu. Sümerlilerde tek eşlilik vardı. Bu evlilikler bir hakim önünde yapılarak resmi oluyordu. Ancak çok özel durumlarda ilk eşin rızasıyla erkek ikinci bir eş edinebiliyordu ama ikinci eş asla birinci eşin yerine geçemiyordu. Müzede çalışırken elime bir belge geçmişti orada yazdığına göre hakim karşısına ikinci eşi getiren kadın ‘ben eşime ikinci eş kendime ise bir kardeş alıyorum eğer boşanırsak da bu eşide ben yanıma alacağım ‘ diye kayıt tutturmuş olduğuna şahit oldum.’’

Çığ, Atatürk’ün Sümerlilerle çok yakından ilgilendiğini, O’nun isteğiyle bu araştırmalara başladığını ve Sümerliler hakkında çok sayıda kitap yazdığını bunların mutlaka okunması gerektiğini dile getirdi. ‘’Biz bugün devrimimizin en yüksek çağındayız uzun dönemlerde kadınların okuma yazma dahi bilmediği bir zamandan 80-90 sene içerisinde kadınların bilimde, sanatta, ticarette, ekonomide hayatın her alanında var olduğu bir döneme geldik. Avrupa’daki kadınlar bu seviyeye gelebilmesi için 16. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar 400 yıl mücadele yürüttüler. Genç neslimiz sümerleri dünyaya en iyi şekilde anlatsınlar, bu bilgiler yazdığım kitaplarda kalmasın’’ diyerek okumaya ve araştırmaya davet etti.

TAŞAĞIL: “TÜRK TARİHİNDE KADIN KAHRAMANLIĞIN SEMBOLÜDÜR”

Prof. Dr.Taşağıl dinleyenleri  büyülü bir yolculuğa çıkardı. Orta Asya bozkırlarından, şehir hayatına geçişte kadının toplumun ilerlemesi ve gelişmesinde büyük katkıları olduğunu söyleyen Taşağıl, ‘’Selçuklu dönemine kadar toplumun eşit bir parçası idi. Türk kültüründe hayat örneğin Çin kültüründe Ying-Yang da olduğu gibi ikiye değil üçe ayrılır. Ying-Yang kadın ve erkeği tasvir ettiği ve siyah bölmün kadınları, beyaz bölümün ise erkekleri temsil ettiğini görüyoruz. Oysa Türk kültüründe üçe ayrılan hayat yer altı yani karanlık, yaşadığımız yer yüzü ve tengri yani gökyüzü aydınlık. Buralarda kadın ve erkeğin ayrılması söz konusu değil hatta kadına yönelik en ufak bir olumsuz itham göremiyoruz. Örneğin Göktürklerde 28 ayrı makam var, birinci makam ‘Kaan’ ikinci makam ‘Hatun’ tüm görevler bu iki makam altında dağılıyor. Bir çok yerde kadının ailede reis gibi olduğu çok sayıda bilgilere de rastladık. Erkekler savaşta olduğu zaman tüm idare çoğunlukla kadınlarda oluyordu. Türkmen boylarında 15.-16. yüzyılda kadın beylerinin varlığına da rastlıyoruz.

“Türkler göçmen hayata alışık bir toplum. Gittikleri yere kültürlerini götürüp yaşatmasını bilmiştir. Burada da yine kadınlar öne çıkmaktadır. Kadınlar aynı gittikleri yerlerde modayı da değiştirmişlerdir. Orta Asya bozkırlarında zor olan hayat koşullarında kadınların pantolan giydiklerini biliyoruz. Gittikleri yerlerde başka kadılar tarafından da tercih edilmiştir.’’

Selçuklulardan itibaren kadının gerilemesinin Cumhuriyet ile birlikte düzelmeye başladığını söyleyen Taşağıl, ‘’Bu gün gelinen nokta da Atatürk devrimlerinin cumhuriyetin kadına verdiği haklar görmezden gelinemez. Bu nedenle Cumhuriyet ve devrimlerine bağlı kalınmalı, hep birlikte ileriye taşımalıyız.’’ mesajını iletti.

AV. ZERRİN ÖZTÜRK: İSTANBUL SÖZLEŞMESİ DEĞİL 6284 KADINI YAŞATIR

Öncü Kadın Eğitim Bürosu Başkanı Av. Zerrin Öztürk ‘’Orta Asya’dan günümüze kadının tarihteki Öncü konumu’’ başlıklı sunumunda M.Ö. 6-7 yüzyıldan günümüze kadının öncü konularını anlattı. Cumhuriyet döneminde kadınların kazandığı seçme ve seçilme hakkına değinen Öztürk, günümüzde de 6284 sayılı kanunun kadını koruduğunu madde madde açıkladı. Kadını şiddetten korumanın yolu İstanbul Sözleşmesiyle değil mevcut kanunlarla olduğunun altını çizerek, ‘’2002 sonrası adeta gizli bür el düğmeye basmıştır. Kadınlara ve çocuklara yönelik şiddetin gün geçtikçe arttığını, hatta istatistiklerde olağan olan ölümlerin bile kadına şiddet sayılarına eklendiğini görmekteyiz. Türkiye, İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen ‘kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi sözleşmesini’ imzalayan ilk ülkedir. Bu, 2014 yılında yürürlüğe girmiştir. Kadına asıl katkıyı 6284 sayılı ‘Ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanun’ yapmıştır’’ dedi. Öztürk ‘’Türkiye’de kadın erkek emperyalizme karşı, aynı gemideyiz. Bu geminin en önemli unsurlarının biri Diyarbakır anneleridir. Onlar çocuklarını terör örgütü PKK’nın elinden kurtardıkça Türkiye terörle mücadelede önemli aşama kaydetmektedir.’’ diyerek Diyarbakır annelerinin ve Maide annenin eylemine dikkat çekti.

Orta Asya’dan günümüze kadının tarihteki öncü konumu etkilinliğini Öncü Kadın You Tube sayfasında izlemek mümkündür.

Bağlantılar