Öncü Kadın’dan Cumhuriyet’e tepki

27 Temmuz 2021 | Haberler

Prof. Ertürk’ün İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması ve HDP’nin kapatılması arasında kurduğu bağlantıyı ‘Hedef rejimi değiştirmek’ ifadeleriyle dile getirmesine, Öncü Kadın MYK Üyesi Zühre Genişel, ‘PKK ve FETÖ ile mücadele etmeden, bağımsız bir kadın hareketinden bahsedilemez’ diyerek tepki gösterdi.

Türkiye’nin bağımsızlığının hedef alındığı, LGBT’lere alan açılmanın istendiği İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması Cumhuriyet Gazetesi’nin tepkisine neden oldu. Gazetenin dünkü manşetinde yer alan röportajda Sözleşme’den çıkmak ve HDP’nin kapatılması arasında bağlantı kurularak “Hedef rejimi değiştirmek” denildi. Manşete tepki gösteren Vatan Partisi Öncü Kadın MYK Üyesi Av. Zühre Genişel, “İstanbul Sözleşmesi’ni savunuyorsanız HDP’nin kapatılmamasını da savunmanız gerekiyor” dedi.

Cumhuriyet’in dünkü manşetinde İpek Özbey’in konuğu Prof. Yakın Ertürk, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmasını değerlendirdi. Konuyu HDP’nin kapatma davasına getiren Prof. Dr. Ertürk, “İstanbul Sözleşmesi’nin dinci sağa, HDP’yi kapatmanın ise milliyetçi sağa sunulması, esasında Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik ve laik ilkelerine bir meydan okumadır. Bu da, son derece tehlikeli bir rejim değişikliğinin hedeflendiği mesajını veriyor” sözlerini kullandı. Zühre Genişel ise İstanbul Sözleşmesi’nde amacın kadını korumak olmadığını, LGBT’ye alan açılması olduğunu vurguladı. Vatan Partisi’nin en başından beri bu gerçeğe dikkat çektiğini hatırlatan Genişel, şöyle konuştu:

KORKU YAYMAYA ÇALIŞILIYOR

“Esasen İstanbul Sözleşmesi’nden Türkiye’nin çıkması üzerinden geniş halk kitlelerine ve özellikle kadınlara korku yayılmaya çalışılıyor. Kadınların güvenliğinin olmadığı şeklinde hiçbir gerçekçi zemini olmayan korku yayılmaya çalışılıyor. Panik havası ile iktidar karşıtlığı yaratılmaya çalışılıyor. Biz Vatan Partisi olarak en başından itibaren İstanbul Sözleşmesi’nin Türkiye açısından hayırlı bir sözleşme olmayacağını belirtmiştik. Bu anlamda Vatan Partisi’nin tavrı öncüdür, tektir. İstanbul Sözleşmesi’nin en önemli işlevi LGBT’ye alan açması ve Batı’nın çürümüş kültürünü yaymasıdır. İktidar bunu fark etti, buna karşı bir tavır geliştirdi. Bunu kadına yönelik şiddetle mücadelenin sona erdiği şeklinde yansıtmak kadın haklarını savunduğunu iddia eden kitlelere ihanettir. Yalan propaganda üzerinden korku yaymaya çalışmak kadınlara yapılan en büyük ihanettir. Aslında İstanbul sözleşmesinden çıkılması bir siyasal iklimi tarif ediyor.

“İstanbul Sözleşmesi’nin sır gibi saklanan Grevio raporlarında HDP’nin ne kadar önemli faaliyetler içinde olduğu, bu yıkıcı faaliyetlerin desteklenmesi gerektiğine dair uzun uzun raporlar var. PKK’yla irtibatta olduğu için belediyelere kayyum atanmasını dahi kadına şiddetle mücadelenin önündeki bir engel olarak sundu Grevio raporları. Kadına karşı şiddetle mücadele ederken FETÖ’ye, PKK’ya destek mi olmak lazım? PKK ve FETÖ ile mücadele etmeden bağımsız bir kadın hareketinden, özgürleşen kadından, şiddetten korunan kadından bahsedebilmek mümkün mü? Elbette değil! Röportajı veren profesör aslında bir gerçeği de söylemiş oldu: İstanbul Sözleşmesi’ni savunuyorsanız HDP’nin kapatılmamasını da savunmanız gerekiyor.

YERLİ MİLLİ YASALAR KORUR

“İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması üzerinden kadınların korumasız kalacağı şeklindeki bir korkunun kadınlara hiçbir faydası yok. Birçok kanunun yanı sıra 6284 gibi milli ve yerli, kadının şiddetten korunmasını, ailenin korunmasını sağlamayı amaçlayan bir yasa var. İstanbul Sözleşmesi’nin ruhunda zaten kadını savunmak yok. Kazıdığınızda kadına yönelik şiddeti engellemeye dönük bir yaptırımının, çözümünün bulunmadığı, kadını erkeğe düşmanlaştıran bir yaklaşımla kadına yönelik şiddetin engellenemeyeceği metnin içeriğinden de belli.

“HDP’yi kapatmak alınan en doğru tavırdır. PKK’nın mecliste olduğu, silahlarını öncelikle kadınlara, çocuklara doğrulttuğu, aileleri perişan ettiği bir laiklik demokrasi anlayışı olabilir mi? HDP ile hangi demokrasiyi geliştirmeyi planlıyorlar? Başlığı koyup altına kendi istedikleri neoliberalizmin çürümüş propagandasını yapma kolaycılığına kalkışmak öncelikle kadınlara ihanettir. İstanbul Sözleşmesi’yle HDP’yi birleştirmeye çalışmak tam da bizim altını çizdiğimiz yıkıcı özelliği göstermektedir.

“Türkiye İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarak neoliberal saldırıya karşı kültürel savunmasını ve mücadelesini başlatmıştır. Sözleşme’den çıkmak kadın hareketinin millileşmesinin sağlayacaktır.”

Bağlantılar