‘Somut delil’ üzerinden yanlış algı yaratılıyor

27 Temmuz 2021 | Haberler

4. Yargı Paketini değerlendiren avukat Nuriye Kadan, çocuk istismarı davalarında ‘somut delil’ aranmasına ilişkin düzenlemenin yeni olmadığını bildirdi. Kadan, çocuk beyanlarının esas alınarak, uzmanlar tarafından hazırlanan raporların ‘somut delil’ olarak kabul edildiğine dikkat çekti.

TBMM Genel Kurulunda 4. Yargı Paketi olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda TBMM Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.

Yasaya göre katalog suçlarda bir kişinin tutuklanabilmesi, kuvvetli suç şüphesinin somut delillere dayanmasına bağlı hale getirilecek. Katalog suçlar kapsamına çocuk istismarı davaları da giriyor. Vatan Partisi Öncü Kadın Genel Başkan Yardımcısı Av. Nuriye Kadan, ‘somut delil’ kriterinin zaten Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)’nın 100. maddesinde yer aldığını hatırlattı.

Kadan, “Getirilen bu düzenlemenin cinsel istismar davalarında cezasızlığın yolunu açacağını düşünmüyoruz” dedi.

Kadan, çocuk istismarı davalarında çocuk izlem merkezlerinde uzmanlar eşliğinde alınan beyanların esas olarak kabul edildiğini, raporların da somut delil sayıldığını bildirdi.

Kadan, şunları kaydetti:

“Getirilen bu düzenlemenin cinsel istismar davalarında cezasızlığın yolunu açacağını düşünmüyoruz. Zira çocuk istismarı davalarında çocuk izlem merkezlerinde uzmanlar eşliğinde alınan beyanlar esas olarak kabul edilmekte olup bu beyanlar doğrultusunda hazırlanan raporlar da somut delil olarak görülmekte.

Aynı şekilde bu uygulamanın devam edeceğini öngörerek, aksini düşünmek çocuğun üstün yararı ilkesinin yok sayılmasıdır. Somut delil kavramının istismar davalarında özellikle çocuk istismarı davalarında yalnızca fiziki bulgulara indirilmesinin sonuçları itibariyle çok yanlış olacağını ve mağduriyetlere yol açacağını söyleyebiliriz. Çünkü çocuklar çok uzun yıllar sonra da yaşadığı istismar olgusunu algılayabilmekte ya da korku vs nedenlerle hemen söyleyememektedir.”

RAPORLARIN DELİL OLARAK GÖRÜLMESİ

Kadan çocuk beyanının esas alınarak raporların hazırlanması uygulamasının devam edeceğini öngördüklerini bildirdi: “Çocuğun beyanı esas alınarak, Çocuk izlem merkezlerindeki uzmanların raporları, yine üniversitelerin ilgili anabilim dalları tarafından düzenlenen raporların varlığı somut delil olarak görülerek uygulamanın bu şekilde devam edeceğini öngörüyoruz.”

PAKETTE NE VAR

Kanuna göre; kadına karşı şiddet eylemleriyle daha etkin mücadele edilmesi ve caydırıcılığın sağlanması amacıyla eşe karşı işlenen “kasten öldürme”, “kasten yaralama”, “eziyet” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarında kabul edilen cezayı artırıcı nedenler, boşanılan eşi de kapsayacak.

Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda, davaya bakma yetkisi bakımından suçun işlendiği yer mahkemesine ilave olarak mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkili olacak. Düzenlemeyle, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında verilebilecek yetkisizlik kararları nedeniyle ortaya çıkacak zaman ve hak kayıplarının önlenmesi amaçlanıyor.

İLETİŞİM ARAÇLARIYLA TANIKLAR ÇAĞIRILABİLECEK

Kanunla, usulüne uygun olarak çağrılıp da mazeret bildirmeksizin gelmeyen tanıklar hakkında verilen zorla getirme kararlarının bildirilmesine ilişkin ilave usul getirildi. Buna göre, teknolojik gelişmeler doğrultusunda yargısal etkinlik ve verimliliğin artırılması amacıyla mevcut usule ek olarak zorla getirme kararı; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi iletişim bilgilerinin dosyada bulunması halinde bu araçlardan yararlanılarak da tanığa bildirilecek.

YAKALAMA EMİRLERİNE DÜZENLEME

İfadesi alınmak amacıyla düzenlenen yakalama emri üzerine mesai saatleri dışında yakalanan ve belirlenen tarihte yargı merci önünde hazır bulunmayı taahhüt eden kişi, Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda serbest bırakılabilecek. Bu hüküm her yakalama emri için ancak bir kez uygulanabilecek. Taahhüdünü yerine getirmeyen kişiye, yakalama emrinin düzenlendiği yer Cumhuriyet savcısınca bin lira idari para cezası verilecek.

SÜRESİZ OLMAYACAK

Düzenlemeyle, gerek soruşturma gerekse kovuşturma evresinde adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunun, yargı mercilerince belirli aralıklarla incelenmesi zorunlu hale getirilecek. Soruşturma evresinde, şüphelinin adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç 4 aylık aralıklarla Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hakimi tarafından bir karar verilecek. Kovuşturma evresinde ise mahkeme, hakkında adli kontrol kararı bulunan sanığın bu yükümlülüğünün devam edip etmeyeceğine en geç 4 aylık süre içinde resen karar verecek.

ADLİ KONTROL SÜRELERİ UZATILABİLECEK

Adli kontrol süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde en çok 2 yıl olup, bu süre, zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek 1 yıl daha uzatılabilecek. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde ise adli kontrol süresi en çok 3 yıl olup, bu süre, zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilecek. Ancak uzatma süresi, toplam 3 yılı, Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda 4 yılı geçemeyecek.

İDARİ YARGILAMADA SÜRELER KISALDI

Öte yandan idari başvurulara cevap verme süresi 60 günden 30 güne, cevap verme süresinin kısaltılmasına bağlı olarak kesin olmayan cevaplar için öngörülen bekleme süresi ise 6 aydan 4 aya indirilecek.

Bağlantılar